Başlangıç » Eş Anlamlı Cümleler ve Kelimeler

Eş Anlamlı Cümleler ve Kelimeler

24 Kasım 2015 1 Yorum

Sponsor Bağlantılar

Eş Anlamlı (Anlamdaş) Cümleler ve Kelimeler Konu Anlatımı
Eş Anlamlı Kelimeler Nedir ve Örnekler

Anlam bakımından birbirine denk düşen, başka sözcüklerle aynı düşünceyi dile getiren cümlelere ”eş anlamlı” cümleler denir. Bu tür cümleler arasında öne sürülen düşünce yada dile getirilen durum bakımından tam bir anlam ve yargı bütünlüğü vardır.

Eş Anlamlı Örnek Cümleler

  • Onun son eserinde beylik düşünceler ve yıpranmış bir söylem söz konusudur.
    Yazarın son yapıtı, sırdan fikirler ve özgünlükten yoksun bir üsluptan oluşuyor.
  • Sanat, gerçeğin yazar tarafından yorumlanarak yeniden üretilmesidir.
    Sanat, gerçeğin yazara göre taze bir biçimde anlatıldığı yeni üründür.
  • Bu tür yapıtların son kullanma tarihi yoktur.
    Bu tür eserler, ölümsüz niteliklere sahiptir.

eş anlamlı kelimeler

Sponsor Bağlantılar


Arkadaşlarınla Paylaş
  1. abecesel: alfabetik
    acar: becerikli, cesur
    acıkmak: acmak
    açgöz: açgözlü
    ad: isim
    adet: tane
    affetme: şefaat
    ağırbaşlı: ağır, temkinli
    ahmaklık: hamakat
    akıl: us
    aksetmek: yansımak
    aktif: cevval
    ala bula: alaca
    alan: meydan
    alçakboylu: bodur
    alev: alaz
    alim: bilgin
    altın: kızıl
    amca: emmi
    anaokulu: uşak bahçesi
    anlamak: başa düşmek
    antlaşma: mukavele
    aradan kaldırmak: gidermek
    arızalanmak: sınmak
    artı: toplama işareti
    asa: baston
    asil: necabetli, soylu
    astana: eşik
    aşina: tanış
    ata baba: ata
    atlanmak: atlamak
    aya: avuç
    aydınlık: sarahat, vuzuh
    ayraç: parantez
    azarlamak: abırlamak, biabır etmek, tanlamak
    baba: büyükbaba, dede
    bağban: bahçıvan
    bağlanmak: ilişmek
    bahçıvan: bağban
    bakmayarak: rağmen
    bardak: testi
    basit: kolay
    başarı: muvaffakiyet
    başkası: öbürü
    başvezir: sadrazam
    bayakki: deminki
    bazen: kimi
    bedir: dolunay
    beleş: havayi, müfte, pulsuz
    belki: muhtemelen
    benlik: kişilik
    berk: katı, kıskıvrak, tıkız
    beyaz: ak, kır
    biçare: gariban
    bildiri: tebliğ
    bilgisizlik: cehalet
    bilye: kürecik
    biraz önce: demin
    biricik: tek
    bitaraf: çekimser, yansız
    blöf: karakorku, uydurma
    borç: kredi, ödev, ödünç, vecibe
    boşkap: tabak
    bozan: silgi
    böbür: leopar
    broşür: kitapça
    bugünlerde: geçende
    bulaşıcı: yolukucu
    bunun için: binaenaleyh
    buyruk: emir
    büyü: afsun, cadı, efsun, sihir
    caba: bundan ilave, üstelik
    calak: aşı
    canlı: diri
    celse: iclas, oturum
    cep bıçağı: çakı
    cet: ata
    cezaevi: mahpushane
    cihet: yön
    cırtlak: çığıltılı
    cummak: dalmak
    çabalamak: debelenmek
    çağrı: davet
    çalışmak: işlemek
    çapkıncı: çapulcu
    çarpmak: çırpmak
    çekidüzen: intizam, nizam
    çelişki: zıddiyet
    çepeçevre: etrafını alarak, yüzük kaşı
    çete: kuldur destesi
    çevriliş: darbe
    çığır: patika
    çıkışmak: sövmek, tanlanmak
    çıngırak: zeng, zıngırağı
    çit: çeper
    çoğalmak: artmak
    çökük: göçük
    dadı: daye
    daimî: temelli
    dal²: budak
    damat: güvey
    darbe²: çevriliş
    dayak olmak: yaslamak
    dayı: arka, havadar
    değer: kıymet
    değiştirmek: değişmek
    delalet: vasıtacılık
    delil: kanıt
    deminki: bayakki
    dengelemek: tarazlaştırmak
    dergi: mecmua
    derman: güç, takat
    desen: nakış
    dev: canavar
    devran: zaman
    dikbaş: kasıntı
    dilcek: küçük dil
    din işleri: diyanet
    dipçik: kundak
    dış işleri: haricî işler
    diye: göre, için
    doğan: kızılkuş, terlan
    doktor: hekim
    dolaşmak: gezmek
    donuk: mat
    dönemeç: viraj
    döşekçe: minder, şilte
    duman: tütsü
    durum: hal, vaziyet
    duyuru: ilan
    dümbül: dümbelek
    dürür²: kuda
    düşman: hasım
    düz yazı: nesir
    düzey: seviye
    eclaflık: zül
    edilgen: pasif
    efsane: mit
    eğitim: terbiye
    ehlileşmiş hayvan: evcil
    ekincilik: tarım, ziraat
    ekşimek: kıçkırmak, turşumak
    elçekmemek: tebelleş olma
    elmacık sümüğü: elmacık kemiği
    emin amanlık: emniyet, güvenlik
    emsal: numune, örnek
    engel: mani
    envai çeşit: nevbenev
    erik: kayısı
    esans: ıtır
    eskiden: evveller, geçmişte
    eşinmek: eşelemek
    etrafını alarak: çepçevre, çepeçevre
    evvel: önce
    eyvallah: hüdahafız
    facialı: feci
    fakat: ama, lakin
    fark: ayrım
    fayda: çıkar, yarar
    fena: kötü, pis
    fevri: hırslı
    fıkra: latife
    fırıldak: fırfıra, fırlangıç
    fit: ödeşme, razılaşma
    fukara: fakir
    galat: hata
    gamze etmek: kırıtmak
    gayrikanuni: yasa dışı
    geceleyin: gece vakti
    geçimsiz: bedreftar, yola gitmeyen
    geçmişte: eskiden
    gelme: göçmen
    gerçekten: yakinen
    geri: arka
    gezinti: seyran
    gidiş: hal hareket
    girişken: atak
    gizli: saklı
    göğermek: morarmak
    gönlünü almak: gönlünü etmek
    görümce: baldız
    göstermelik: numune, örnek
    gözde: aziz
    gözü kapalı: gözübağlı, kör körane
    gurur: kibir
    güçlü: kuvvetli
    gülle: kurşun, mermi
    günahkâr: fail, sanık
    gürültü: şamata
    güvenme: güven
    güzide: seçkin, seçme
    haberleşme: muhabere
    hahiş: rica
    hakikaten: doğrudan
    hal hareket: gidiş
    haletiruhiye: ahvaliruhiye
    ham: olmamış
    han: karvansaray
    hapsetmek: tutuklamak
    harek: sedye
    harislik: hırs
    hasım: düşman, rakip
    hasta bakıcı: tıp bacısı, tıp kardeşi
    hatip: natık
    havadis: haber
    hayal: düş
    hayli: birçok
    hekim hakkı: vizite
    henüz: hâlâ
    hezeyan: sayıklama, sersemleme
    hikâye: öykü
    hint kozu: Hindistan cevizi
    his: duygu, duyu
    hıyar: salatalık
    homurtu: mırıltı
    hoşgörü: dözüm
    huriş: katık
    huylanmak: şeklenmek, şüphelenmek
    hükümdar: padişah
    hüsran: zarar, ziyan
    iclas: celse, içtima, meclis, oturum
    içermek: ihtiva etmek
    içtima: iclas, toplantı
    idari: inzibati
    ifrat: aşırı
    ihanet: hıyanet
    ihtilaf: uyuşmazlık
    ihtiyat etmek: sakınmak
    ikna: inandırma, kandırma
    ilan: bildiriş, duyuru
    ilgeç: edat
    ilim: bilim
    ilkin: evvela
    iltihap: apse
    imha: kökünü kesme
    in: kümes
    incitmek: acıtmak, rencide etmek
    inkişaf etmek: kalkınmak
    ip ucu: delil, kelepin ucu
    ırgalanmak: yalpalamak
    irsiyet: kalıtım, veraset
    iskân: yerleştirme
    ıslık: fışkırık
    istihlakçı: tüketici
    istirahat: tatil
    işare: ima, telmih
    işkembe: içalat
    işten kaçmak: kaytarmak
    itibarsız: kalleş, kaypak
    ıtır: koku
    iyi: yakşı
    izin: müsaade, ruhsat
    jeolog: yer bilimci
    kaba: abullabut
    kabiliyet: dirayet, kapasite, yetenek
    kaçıncı: niçenci
    kadın: hatun
    kâğıt torba: kese kâğıdı
    kak: pestil
    kalite: keyfiyet, nitelik
    kama: hançer
    kanaatlendirici: tatminkâr
    kanıt: delil
    kapalı: örtülü
    kaplan: pelenk
    kara pazar: karaborsa
    karakter: ıra, mizaç
    kardeş: birader
    karıştırmak: harmanlamak, karmak
    karşılaştırma: kıyas
    kas: adele
    kasvet: gam, hüzün, keder
    katı: berk
    katlanmak: dözmek
    kavun: yemiş
    kayık: sandal
    kaynakça: kaynaklar, kitabiyat
    kazara: gözlenilmeden, tesadüfen
    kekeme: peltek
    kement: urgan
    kent: şehir
    kerhen: gönülsüz
    kesinlikle: keskinlikle, mutlak
    kevgir: sarkaç
    kifayetlenmek: yetinmek
    kimi: bazı
    kıpırdamak: kımıldamak
    kırak: kıyı
    kırmak: sındırmak
    kısmak: azaltmak
    kitabiyat: kaynakça
    kıyı: kenar, sahil
    kızılca: kızamık
    kof: içi boş, mazmunsuz
    kolye: boyunbağı
    komut vermek: emir vermek
    kontrat: bağlaşma, mukavele
    konuşmak: danışmak
    korna çalmak: sinyal vermek
    koşulma: iltihak
    kovuşturma: istintak
    kök: havuç, nesep, şişman
    kömek etmek: desteklemek
    köşk: kulübe
    kredi²: itibar
    kuldurbaşı: elebaşı
    kuraştırma: kurgu
    kurul: heyet
    kuşatan: sapan
    kutsal: mukaddes
    küçük bacı: kardeş
    külah: kalpak, papak
    küpe: sırga
    kütle: cemaat
    lağvetmek: feshetmek, ilga
    lala: daye
    leçek: başörtüsü
    levber: çapa
    lisans belgesi: diploma, şahadetname
    lüle: namlu
    maden: metal, mineral
    mahariç: gider
    mahluk: yaratık
    mahsullü: velut
    mala: macun
    manalı: manidar
    maral: ren geyiği
    maslahatçı: danışman
    matrak: gülünç
    mazmunsuz: kof
    medahil: gelir
    mekir: hile
    memnu: kadağan, yasak
    menzil: daire, konut
    merhametsiz: acımasız
    mesai: emek, iş
    mesul: sorumlu
    meşhur etmek: lanse etmek
    mevcut: var
    meyil: eğilim
    mıhça: üvendire
    milletvekili: mebus
    mırıldanmak: homurdanmak
    miyavıldamak: miyavlamak
    montaj: kurgu
    muallim: öğretmen
    muhakeme etmek: yargılamak
    muhbir: jurnalci
    muhtelif: türlü
    mukallit: taklitçi
    musahabe: mülakat
    mutlu: hoşbaht
    muzaheret: kömek, yardım
    mücre: mahfaza
    müfettiş: denetçi
    müjde: muştu
    münasebet: ilişki
    müracaat: başvuru, hitap
    müsademe: vuruşma
    müstemlekecilik: inhisar
    mütecaviz: tecavüzkâr
    nadan: cahil
    nakış: dantel, desen, motif
    namlu: lüle
    naşı: toy
    nazik yürekli: alıngan, gözü sulu
    neciplik: asalet, efendilik
    nem: ıslak, rutubet
    nesir: düzyazı
    neticelenmek: sonuçlanmak
    nida: ünlem
    nitelik: kalite
    numune: örnek
    o hâlde: demek ki
    oğurlamak: çalmak
    olanak: imkan
    olgun: değmiş, kâmil, yetişmiş
    oluşmak: teşekkül etmek
    oran: nispet, orantı, tenasüp
    ortam: vasat
    oturaklı: ağır, sabit
    oyalamak: gözletmek, kılıklamak, uzatmak
    oyuk: kovuk
    ödeşme: fit
    öğe: unsur
    ökçe: taban
    ön söz: mukaddime
    öneri: teklif
    örnek: misal, numune
    ötürü: dolayı
    özdeş: bir cür, okşar
    özerk: muhtar, muhtariyetlik
    özne: müptedi
    paket: bağlama
    pansuman: sargı, sarık
    parasız: bedava
    pataklamak: döyeçlemek
    payize kalmak: ikmale kalmak
    pekiştirme: şiddetlendirme
    peruk: suni saç
    peşkeş çekmek: peşkeş etmek
    piknik: seyir
    pirinç: düğü
    piyade: yaya, yayan
    proje: layiha
    radde: derece
    rakip: hasım
    rastgele: tesadüfen
    reddol: defol
    rencide etmek: incitmek
    rey vermek: oy vermek, ses vermek
    riya: ikiyüzlülük
    rulo: tomar
    sabık: evvelki, kabakki
    sadır: başkan
    sağlam: dinç, gürbüz, zinde
    sahil: kıyı, kumsal
    sakar: nakolay
    saklamak: alıkoymak
    salı: çarşamba akşamı
    salt: tek, yalnız
    sancak: toplu iğne
    sapan: kuşatan
    sarık: pansuman
    sathi: üstünkörü
    savurgan: bedharç
    sayman: muhasip
    seçkin: güzide
    sehven: yanlışlıkla
    sembol: remiz
    sepmek: serpmek
    seri: süratli
    ses: oy, rey, yaygara
    sevimli: babacan, yavuklu
    sıçan: fare
    sıkılmak: bunalmak
    sındırmak: kırmak
    sinirli: asabi
    sırga: küpe
    siyahe: bordro, liste
    soğukkanlı: serin kanlı
    somurtkan: karakabak
    sonuçlanmak: bitmek, neticelenmek
    soy: ırk
    soytarı: telhek
    söykemek: dayamak, yaslamak
    sözcük: kelime
    subay: zabit
    suni: yapay, yapma
    sükse: hodpesentlik
    süprüntü: zirzibil
    sürücülük vesikası: ehliyet
    şahadet parmağı: işaret parmağı
    şahsiyet: hüviyet
    şalvar: pantolon
    şapalak: şamar, tokat
    şaşmak: şaşalamak, bocalamak
    şekerleme: mürgüleme, uyuklama
    şenlik: cümbüş, şölen
    şiddetlendirme: pekiştirme
    şimdi: halen
    şişman: kök, şişko
    şube: kol
    şüphelenmek: huylanmak, işkillenmek, kuşkulanmak, pirelenmek
    tabiat: doğa, haslet, yaradılış
    tacir: iş adamı
    tahlil etmek: çözümlemek
    tahteşşuur: şuuraltı
    taklitçi: mukallit
    talancı: çapulcu
    tamam: bütün, oldu, peki
    tane: adet
    tanıştırmak: tanış etmek
    taraftar olmak: tutmak
    tartaklamak: dövmek, eziştirmek
    tasfiye: temizleme
    tatbik etmek: uygulamak
    taviz: ödün
    tazyik: basınç, baskı
    tecavüz: saldırı
    tedirgin: narahat
    tehlikeli: netameli
    teklif: öneri
    telakki: görüş
    telefon: alısün
    temas etmek: değinmek
    temelli: daimî
    ten: cilt, deri
    tenkitçi: münekkit
    terbiye vermek: eğitmek
    ters: aksi, hırçın
    tesis: kuruluş
    teşkil etmek: örgütlemek
    tez: çabuk, yarım yamalak
    tıkız: berk, muhkem
    tırpan: kerenti
    tokmak: kapı zengi
    topal: aksak
    toplu: yığın
    torun: neve
    tren: katar, şimendifer
    turfanda: faraş
    tutma: kesinti
    tuvalet: hela, wc
    tür: cins, nev, tarz
    uçarı: bozgun
    ulaşım: alaka, rabıta
    umut: ümit
    usanç: sıkıntı, üzüntü
    uşak: hizmetçi, kullukçu, nöker
    uyarı: ikaz
    uygarlık: medeniyet
    uyuklama: şekerleme
    uzak: ırak
    ücret: müzd
    ülkü: ideal
    ünlü²: sait
    üstelik: caba
    üye: aza
    vakar: temkinlilik
    varlıklı: zengin
    vatandaş: tebaa, uyruk, yurttaş
    vebal: günah
    velinimet: hami, havadar, halaskâr
    vesile: bahane, sebep
    viraj: dönemeç
    vizite: hekim hakkı
    vurmak: güllelemek, öldürmek
    yabancı: haricî
    yahut: veya
    yakışmak: yaraşmak
    yaldız: zer, zerli
    yamak: kömekçi, nöker, yardımcı
    yanılgı: sehiv, yanlış
    yansımak: aksetmek
    yapmak¹: düzeltmek
    yararsız: eğreti
    yargı: hüküm, karar
    yas: matem
    yaşam: hayat, ömür
    yatmak: uyumak
    yayınevi: neşriyat
    yazın: edebiyat
    yel: rüzgar
    yenik: mağlup
    yerleştirme: iskân
    yetinmek: kani olmak, kifayetlenmek
    yığışmak: üşüşmek
    yine: gene, tekrar
    yok etmek: kavurmak
    yolagitmez: huysuz
    yozlaşmak: bozulmak
    yöre: etraf
    yurttaş: vatandaş
    yüksekokul: ali mektep
    yürümek: hareket etmek
    yüzsüz: vicdansız
    zahiren: şeklen
    zampara: avratbaz
    zarar: hasar, hüsran, zayiat, ziyan
    zaten: doğrusu, esasen
    zeng sesi: zil
    zevk: beğeni
    zindan: örs
    zırlamak: zırıldamak
    ziyalı: aydın, münevver
    zül: alçaklık

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.